17/2/2008 - Yaşamın içinden Satır Araları...
Hayatın Riskleri ve Risklerin Hayatı
Gülmek “SAFTIR” denme riskini göze almaktır. Ağlamak ise “DUYGUSAL” görünme riskini… Birine yakınlaşmak “KENDİNİ KAPTIRMA” riskini göze almaktır. Sevdiğini söylemek “SEVİLENİ YİTİRME” riskini… Düşüncelerini söylemek ise “DOKUZ KÖYDEN KOVULMA” riskini… Umutlanmak “HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA” riskini göze almaktır. Sevmek ise “KARŞILIK GÖRMEME” riskini… Ama riskler alınmalıdır, çünkü hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır. Çünkü yaşamak “ÖLMEK” riskini göze almaktır.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/2/2008 - söz olsun

Yitirdiğim Birşey Var, Sende Arıyorum Yüreğim Bir madenci feneri, Yol uçurum Yaklaşma diyorsun, peki ya umudum? Bir daha kimseden sormayacağım seni ...SÖZ OLSUN...
Akrep tutmus gibi kirpiklerinin ucundan Beni görünce üşüyorsun, tamam, Uğramam bir daha kamçılasada kan Sana kör bakacağım, görmeyeceğim seni ...SÖZ OLSUN...
Çocuklar gibi ağlasada gönlüm ardından Sormayacağım yüzünü, izini yollardan Tüfeğimin namlusunun ucuna konan Kınalı keklik olsanda, vurmayacagım seni ...SÖZ OLSUN...
Elindedir, Dönüştür bu ağıdı serenatlara Düş atları, uçursun bizi bulutlara İki kılıç gibi dögüsürken ak ile kara Adak olsanda, Kurban vermeyeceğim seni ...SÖZ OLSUN...
alıntı
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
25/1/2008 - NİŞANELERİ OKUMAK
Çocuğun biri, babasının tabutu önünde ağlamakta, başına vurmaktaydı. “ Baba, seni nereye götürüyorlar? Nihayet seni toprağın altına yatıracaklar. Öyle bir dar, öyle bir elemli eve götürüyorlar ki orada ne halı var, ne hasır. Ne geceleyin bir ışık var, ne gündüzün bir dilim ekmek. Ne yemek kokusu var, ne yiyecekten eser. Ne mamur bir kapı var, ne damın da bir yol, ne de sığınılacak bir komşu! Halkın öptüğü cismin o elemli yurda nasıl gidecek? Amansız bir ev, dar bir yer orada ne bet kalır ne beniz” demekte. Bu suretle o evin vasıflarını sayıp gözlerinden kanlı yaşlar saçmaktaydı. Cuha babasına dedi ki: “ Babacığım, vallahi bu adamı bizim eve götürüyorlar.” Babası , Cuha’ya “ Ahmak olma” dedi. Cuha, “ Baba, şu nişaneleri dinle. Birer ,birer saydığı bu nişanelerin hepsi, şeksiz şüphesiz bizim evin nişaneleri. Ne hasır var, ne ışık var, ne yemek. Ne kapısı mamur, ne içi, ne damı!” Halkta da bu suretle kendilerine ait yüzlerce alamet olduğu halde azgınlar, bu nişaneleri görmezler. Kibriya güneşinin şuanından mahrum ve ışıksız olan gönül evi, Yahudilerin canı gibi dar ve karanlıktır; muhabbet ihsan eden Tanrının zevkinden mahrumdur. Ne güneşin o gönüle ışığı parlar, ne o gönlün sahası genişler, ne kapısı açılır. Sana böyle bir gönülden mezar yeğdir. Gönül mezarından çık artık! Ey şuh ve neşeli can, dirisin, diri oğlusun. Bu dar gönül mezarında nefesin daralmıyor mu? Sen vaktin Yusuf’un, gökyüzünün güneşi. Bu çölden bu zindandan çık yüzünü göster! Yunus balığın karnında pişti. Yunus Peygamber, bu beladan ancak tespihle kurtuldu. Balık karnında tespih etmeseydi kıyamete kadar o hapiste, o zindan da kalırdı. Yunus balıktan Tanrıyı tespih ederek halas oldu. Tespih nedir? Elest gününün nişanesi. Eğer can tespihini unutursan şu balıkların tespihini dinle. Tanrıyı gören Tanrıya mensuptur, o denizi gören, o balıktır. Bu cihan denizdir, ten balık, ruh da sabah nurundan mahcup Yunus. Yunus Tanrıya tespih ettiği için balıktan kurtuldu, yoksa hazmolur, yok olup giderdi. Bu deniz can balıklarıyla dopdoludur. Sen görmüyorsun amam etrafında uçuşup duruyorlar. O balıklar, sana kendilerini çarpmaktalar. Gözünü aç da apaçık gör. Balıkları görmüyorsan bile bari kulağın, tespihlerini duysan. Sabretmek, canın tespihleridir. Sabret asıl doğru tespih odur. O derecede hiçbir tespih yoktur. Sabret, asıl doğru tespih odur. O derecede hiçbir tespih yoktur. Sabret, “ Sabır, sıkıntının, darlığın anahtarıdır.” Sabır sırat köprüsüne benzer, cennetse öbür tarafta, her güzelin bir çirkin lalası vardır. Kırılan sırça gönüllü, sen sabrın zevkini ne bilirsin? Hele o Çikil güzeline ulaşmak için çekilen sabrın lezzetini! Savaş zevki, kudret ve kuvvetli ere göredir, karı tabiatlı adamsa ancak zekerden zevk alır. Zekerden başka ne dini vardır. Ne zikri; o düşünce , o adamı ta aşağılık yere kadar çekip götürür. Gökyüzüne bile çıksa korkma ondan. Çünkü sesi yukarılardan gelse bile atını aşağıya doğru sürüp durur.! Yoksulların alemlerinden korkulur mu? O alemler lokma elde etmek için bir yoldur. Bir iri adam bir oğlanı ele geçirdi. Bu adam bana kast eder diye çocuğun yüzü sarardı. Adam dedi ki “ güzelim, emin ol. Sen benim üstüme bineceksin. Ben korkunç görünsem de aldırış etme, bil ki ben bir ****yim. Deveye biner gibi bin üstüme, sür” İnsanların suretleriyle manaları da böyledir. Dışardan adam görünürler, içerden melül Şeytan! Ey Ad gibi ip iri adam, sen rüzgarın tesiriyle dalın vurduğu davula benziyorsun. Tilki hava ile dolu tulum gibi bir davul yüzünden avını yele verdi. Davulda bir can olmadığını, içinin hava dolu olduğunu görünce dedi ki: “ Domuz bile şu bomboş tulumdan yeğ!” davul sesinden tilkiler korkar, fakat akıllı kişi onu öyle döver ki deme gitsin!
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/1/2008 - Peygamber efendimizin faziletleri
|
Sual: Peygamber efendimizin faziletlerini bildirir misiniz? CEVAP Mevahib-i ledünniyye ve Mirat-i kâinat kitaplarında bildirilen faziletlerinden bazıları şöyledir:
Canlılar içinde ilk olarak Muhammed aleyhisselamın ruhu yaratıldı. Hak teâlâ (Her şeyi senin için yarattım, sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım) buyurdu. Tevrat, İncil ve Zebur’da övülüp müjdelenmiştir.
Âmine validemiz ona hamile olunca, bütün putlar yüzüstü devrildi. Bütün şeytanlar ve sihir yapan büyücüler âciz kalıp, işlerini yapamaz oldular. Doğunca da bütün putlar yıkıldı. Doğduğu gece, Kisra’nın sarayı yıkıldı. Mecusilerin bin yıldan beri yanan ateşi söndü. Save gölünün suyu kurudu.
Safiye Hatun anlatır: Doğduğu gece 6 alamet gördüm: 1- Doğar doğmaz secde etti. 2- Başını kaldırıp “La ilahe illallah inni Resulullah” dedi. 3- Her taraf aydınlandı. 4- Yıkayacaktım, biz Onu yıkadık diye bir ses işittim. 5- Göbeği kesilmiş ve sünnet edilmiş gördüm. 6- Sırtında nübüvvet mührü vardı. İki küreği ortasında “La ilahe illallah Muhammedün Resulullah” yazılı idi.
Çocuk iken, başı hizasında bir bulut gölge yapardı.
Ona salevat okumak âyet-i kerime ile bildirildi. Kelime-i şehadette, ezanda, ikamette, namazdaki teşehhüdde, birçok dualarda ve Cennette Allahü teâlâ, Onun ismini kendi isminin yanına koymuştur. Allahü teâlâ, Onu kendisine habib [sevgili] yaptı, herkesten daha çok sevdi.
Kimseden bir şey öğrenmemiş iken, Allahü teâlâ Ona, her ilmi, her üstünlüğü verdi. Her yerde her zaman mübarek kalbi hep Allahü teâlâ ile idi.
Allahü teâlâ, bütün peygamberlere (Ya Âdem, ya Musa, ya İsa) diyerek ismi ile hitap ederken, Ona (Ya eyyühennebiyyu, ya eyyüherresul) diye özel hitap ediyor.
Namazda otururken, (Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi) okuyarak, Ona selam vermek emrolundu. Namazda, başka bir Peygambere böyle söylemek caiz olmadı.
Her peygamber kendi milletine, o ise her millete gönderilmiştir.
Her peygamber, iftiralara kendisi cevap verdi, fakat ona yapılan iftiralara Allahü teâlâ cevap verdi.
İsmi ile çağırmak, yanında yüksek sesle konuşmak haram idi.
Hazret-i Cebrail 24 bin kere geldi. Başka Peygamberlere çok az geldi.
Mübarek hanımları müminlerin anneleri idi ve onlarla evlenmek başkalarına haram edildi.
Önünden gördüğü gibi, arkasından da görürdü.
Mübarek teri, gül gibi güzel kokardı.
Uzun kimselerin yanında iken, onlardan yüksek görünürdü.
Güneş ve Ay ışığında gölgesi yere düşmezdi.
Üstüne sinek ve başka hiçbir böcek konmazdı.
Çamaşırları, ne kadar çok giyse de hiç kirlenmezdi.
Taş üstüne basınca, izi kalır, kum üstünde iz bırakmazdı.
Sözü çok vecizdi. Az kelime ile çok şey anlatırdı.
Eshabının hepsi, peygamberler hariç, bütün insanlardan üstündür.
Onun ümmeti de bütün ümmetlerin en üstünüdür.
Onun mübarek ismini taşıyan mümin Cennete girer.
Onu ve ehl-i beytini sevmek farzdır.
Hazret-i Azrail, içeri girmek için izin istedi. Başka hiç kimseden izin istemedi.
Kabrinin toprağı, her yerden ve Kâbe’den daha kıymetlidir.
|
| |
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/12/2007 - Mutlu Yıllar
Sevgi bestesinin tınılarını tüm insanların yüreğinde hissedeceği, hüzünlerinizin dostluklarla silineceği, ümitlerinizin hiç bitmeyeceği, sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yılı sevdiklerinizle birlikte geçirmeniz dileğiyle. 2008 yılı size sağlık, mutluluk, başarı ve bol kazanç getirsin! Neşe dolu bir yıl geçirin!
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24/12/2007 - Tükeneceğiz
Ne böyle senle ne de sensiz Yazık yaşanmıyor çaresiz Ne bir arada ne de ayrı Olmak imkansız hiç sebebsiz
Ne hayallerle,ümitlerle Mutlu olmaktı dileğimiz, Suçlu ne sensin ne de benim Şimdi sensizim sende bensiz
Bir an gelipte küllenince, Yüreklerimiz dinlenince, Başka sevgilerde teselli bulunca İşte biz o gün düşüneceğiz
Etrafımızı sarıverecek, Bir boşluk ki asla bitmeyecek Her şey bir anda anlamsiz gelecek İşte biz o gün tükeneceğiz!!
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
18/12/2007 - kurban bayramı
Bugün Kurban Bayramı, kurbanlar kesilecek sevap niyetiyle etler dağıtılacak herkese. Yürekler bir olacak gönüllere kilitlenecek. Gökler rahmet bereketiyle yağmurlar boşaltacak yeryüzüne. Bugün hepimizin yüreği şenlenip bayram sevinciyle coşacak. Hepimizin Kurban Bayramı kutlu olsun.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
 image hosting site
|
Hakkımda
masal gibi
Kategoriler
Arkadaşlarım
• reybah • morsevda • gizemliyol • 1sessizgemi3 • esramelek • guzellikk • ebruyucel1985 • kardelen2525 • webaslanlari • sevgimabedi • erkambin • ahmetgokdogan • youngmom • halkinsecimi • belalipiree • alternatifblog • sindrellaterapide • dergahli • izmirliblogcu • habibinyeri • atsizprens • habibinyeri2 • izmirchat • kuzummmmm • 1001kopru
|